EVDE
CEPHANELİK OKULDA KIYIM
Yetkili
mercilerce acilen sorgulanmalı, bireysel silahlanma sınırlarını zorlayan evdeki
cephanelikler. Sonra sorgulanacak olan zıvanadan çıktığı bariz ergen aklıyla bu
cephaneliğin okula taşınması. Devamında bir günlüğüne yayın akışından çıkarılan
ucuz senaryolu serialler sorgulanmalı. Ve onlardan kopyalanmış silahlı şiddetin
niçin okullara sıçradığı da ciddiyetle ele alınmalı...
Okulları
kana bulayan bu ardışık menfi vakalar sıkışık gündemi işgal etti. Daha da
edecek gibi görünüyor ama yakında hız keser. Çünkü çokbilir tayfa tarifeli
seferlere başladı bile. Lafta şeytani bilgisayar oyunlarına kanan, mafyozovari
dizi filmlere aldanan ve tırnak içinde bunlar yüzünden canavarlaşan öğrenci
tanımlamalarına giriştiler. Bu sığ nedensellik yaşanan faciayı küçültme
operasyonu resmen. Öyle bile olsa tam teçhizat iç mekan gerillası gibi okula
dalan, okuldakileri rastgele tarayan bir obje var ortada. Ayrıca onca silah ve
mühimmatı evde saklayan ama evladından sakınmayan ebeveynler var arka
planda. Vahim vakada masum öğrenciler
ölmüş, fedakar öğretmenler ölmüş, yine tırnak içinde katliamcı özkıyım yapmış oda
ölmüş birincil derecede sorumlular ne yapsınlar? Topu başsağlığı sırasında...
İlklerin
bu iktidara nasip olduğu yadsınamaz gerçek. Bu gerçekliğe toplu kıyım maksatlı
okul vahşetleri de eklendi. Münferit vaka diye kayda geçirileceği malum ama
sıkı irdelenmesi ve derinliğine incelenmesi şart. Nasıl ki eğitim şart ise
eğitim kurumlarında cereyan eden bu tip vakaların aydınlatılması da şart.
Okulları, öğretmenleri ve öğrencileri bu tipik vahşetten koruyamayanların
etraftan ve eşraftan sorumlular aramakla geçiştirmesi yakışmaz. Dosya idari
eksiklikten, güvenlik zaafından dem vurularak, alakasız suçlu ilanlarıyla
kapatılamaz. Öyle olursa müteselsil yetkililer sorumluluktan kurtulur,
istifadan kaçar. Bu gözler daha neler görecek diye iktidarından muhalefetine
feryat edilir. O kadar. Yapın edin, kaçın bakalım efendiler, nereye kadar?
Komple ülkeyi polikomplolarla içine düşürdüğünüz çukura gün gelecek siz de
düşeceksiniz. Bu düşmeyi de bu gözler mutlaka görecek diyenler yine kaybeder...
Peki,
kimin yüzünden tüm bunlar, hangi mevki ve makamın eksiği veya fazlası bu
olaylar soran yok. Yani dokunan yok sarayzadelere. Tırnak içinde 'öğretmenler
yeni nesil sizin eseriniz' diyebilen de yok. Sanki cesaret eksik biraz. Bu
vakaların üzerine biraz sert gidilse, yönetsel mekanizmanın bir dokun bin ah
işit faslı hemen hazırda. Ayrıca büyük küçük her vahim vaka, acayip biçimde
girift ilişkilerle devlet erkanından birilerine dayanıyor. Dava anında
buharlaşıyor. Zaten icraat icabı atanmışların topu aynı tornadan çıkmışçasına,
'gözlerimi kaparım vazifemi yaparım' havasında. Oysa bu kıt akıllı dar
zihniyetli, düşük profilli gizli niyetli, Bakamayanlar yüzünden başa gelen her
bela, her musibet...
Ayrıyeten
siyasette, ekonomide, adalette, sporda, ailede, sosyal yaşamda, dolaylı veya
direkt her alanda iktidar marifetiyle orantısız güç kullanımını ve her türlü
şiddeti sıradanlaştıranlar asıl suçlu. Bu sıradanlığı kendine yakıştıran bensem
sorumlu benim, sensen suçlu da sorumlu da sensin diyen yok. Pısmış, pusmuş
susmuş herkes. Böylesi üç maymunu oynayanlar diyarında elbette okullarda
amerikanvari katliamların önü alınamaz...
Üstelik
eğitimin amacı habire saptırılır, eğitim sırf kim için ve ne için eğitim?
aracına dönüştürülürse, kurgulanan kurumsal pratikler önemsenmezse bu
katliamlar kaçınılmaz sonuçtur. Tek adama tektip insanlar yetiştirme mottosuna
hizmette kusur edilmez ise kusura bakmayın ama eline paslı çakaralmazı, toplu tabancayı, kör palayı geçiren basar
sınıfı. Sınıf farkı gözetmeden dayar şahdamarına, basar tetiğe. Aman dileyenler
ama diye başlar nutuka...
Aması
iması şu, eğitim politikasında, siyasal beklenti gözetilerek sık sık yapılan
değişiklikler, müfredatta yerli yersiz oynamalar milli uzlaşıyı ve doğal
dengeyi kökten bozar. Sürekli sınanan eğitsel uyuşukluk toplumu felç eder.
Ayrıca çeyrek asırlık budama neticesinde eğitim ve camiası belli kulvara
hapsolur. Bu derin uyumsuzluğun sonucu, karanlık iradenin sinsi planlarına ve
gizli oyunlarına boyun eğmektir. Yani hakim irade devamlı kıskaç taktiği
uyguladıkça her platformda gaflet sürer gider. Ve ne yazık ki özellikle okullar
çağdaş eğitim politikası yerine ikame edilen, yerli ve milli ekol çerçevesinde
kendi faşistini, kendi dazlağını, kendi cüppelisini, kendi gericisini, kendi
eylemcisini, kendi katliamcısını, kendi katilini, kendi kurbanını yaratır...
Hatta
yaratı lafını duyunca hemen "Yaratmak Allah'a mahsus" yaftasını asan
dinkolistler onca canın katlini eften püften gerekçelere dayandırır. Her biri
şirki düşünmeden şark kurnazlığıyla ölüm meleği kesilir...
Özellikle
okullarda yaşanan tüm şiddet vakaları, muhatapların mevcut iktidara zerre toz
kondurmama gayesiyle bambaşka etkenlere bağlanır. Hele ki etmen efendiler,
toplumsal çürüme okullarımıza ve de çocuklarımıza sirayet etti, ana başlığı
açanlara hiç acınmaz. Oysa bu kötü gidişat artık örtülemez, salt beyin yıkamakla önlenemez.
Öğretmen grevleriyle halledilemez. Çünkü okullar mevcut müfredatın eseri
laisizm düşmanlarını klonladıkça, koloni olmaktan kurtulamayan ülke
konumuna düşülür. Çakma benzerlikler hayata
yedirilir...
Bu
düşkünlük ve ayarsızlığın ürünü hain hızarın biçtiği öğrencilerin ve
öğretmenlerin hesabı verilemez. Ancak çeyrek asırlık iktidarın küçük Amerika
olma hevesi gün olur hesaba çekilir. Bireysel girişim görülen okul
katliamlarını, bu tipik taşkınlıkları zamanında görmeyenler, anında
önleyemeyenler, vakalara doğru perspektiften bakamayanlar toptan suçlu. Ancak
tek bir istifa yok, utanan biri yok. Mevki makam zehirlenmesiyle vatana millete
zarar veren ise çok...
Evet,
on yıllardır eğitimin kodlarıyla oynandı. Ama bu oyunları sahneleyen 'Soyut
ahlak, din eğitimi mistifikasyonuyla, toplum düzenleyicisi ve düzen
önericilerine…” karşı durulmadı. Bozukluk mevcut düzen içerisinde çözümlenir
mantığı metodik yaşama montelendi. Gelişimin ve değişimin alfabesini öğretenler
iyi okunmadı. Pozitif anlayışlar ve pratik değerlendirmeler safdışı edildi.
Eğitimin diyalektiğine aykırı davranışlar, şiddeti körükleyen eğitsel tutumlar
çağdaş eğitim modelinin kökten yıkılışını sağladı. Eğitimin ve eğitimcilerin
toplumsal yaşamdan kopuşu ise bu en umulmadık vakaları hazırladı...
Kimbilir
belki de toplumun yeniden nitel ve nicel dizaynı eğitim kurumlarına ihale
edildi. Ancak bu tuhaf ve acı vakalar, yetiştirilen robotik öğrenci profilinin
program dışına çıkabileceğini açıkça gösterdi. Ancak kendi yaşamlarında
kategorik gerçekliğe uymayanların bu vakalardan ders çıkarması zor. Çünkü
profluk için beş yıl doçentliği olmayan, rektörlük için üç yıl profluğu eksik
kararname çocuklarının yapabileceği kısıtlı. Üstelik makam üleştiren
kararnameler de çoktan iptal. Şimdi evde cephanelik, okulda kıyım vakalarını
tekrarlatmayacak mevki makam işte bu makam. Bakalım makama kurulup, malum olaya
hakkınca bakamayanlar ne yapacak...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.