TAM SAHA PRESS, YIKILMAZ BLOKSS...

20 Nisan 2026 Pazartesi

EVDE CEPHANELİK OKULDA KIYIM

 

EVDE CEPHANELİK OKULDA KIYIM

Yetkili mercilerce acilen sorgulanmalı, bireysel silahlanma sınırlarını zorlayan evdeki cephanelikler. Sonra sorgulanacak olan zıvanadan çıktığı bariz ergen aklıyla bu cephaneliğin okula taşınması. Devamında bir günlüğüne yayın akışından çıkarılan ucuz senaryolu serialler sorgulanmalı. Ve onlardan kopyalanmış silahlı şiddetin niçin okullara sıçradığı da ciddiyetle ele alınmalı...

Okulları kana bulayan bu ardışık menfi vakalar sıkışık gündemi işgal etti. Daha da edecek gibi görünüyor ama yakında hız keser. Çünkü çokbilir tayfa tarifeli seferlere başladı bile. Lafta şeytani bilgisayar oyunlarına kanan, mafyozovari dizi filmlere aldanan ve tırnak içinde bunlar yüzünden canavarlaşan öğrenci tanımlamalarına giriştiler. Bu sığ nedensellik yaşanan faciayı küçültme operasyonu resmen. Öyle bile olsa tam teçhizat iç mekan gerillası gibi okula dalan, okuldakileri rastgele tarayan bir obje var ortada. Ayrıca onca silah ve mühimmatı evde saklayan ama evladından sakınmayan ebeveynler var arka planda.  Vahim vakada masum öğrenciler ölmüş, fedakar öğretmenler ölmüş, yine tırnak içinde katliamcı özkıyım yapmış oda ölmüş birincil derecede sorumlular ne yapsınlar? Topu başsağlığı sırasında...

İlklerin bu iktidara nasip olduğu yadsınamaz gerçek. Bu gerçekliğe toplu kıyım maksatlı okul vahşetleri de eklendi. Münferit vaka diye kayda geçirileceği malum ama sıkı irdelenmesi ve derinliğine incelenmesi şart. Nasıl ki eğitim şart ise eğitim kurumlarında cereyan eden bu tip vakaların aydınlatılması da şart. Okulları, öğretmenleri ve öğrencileri bu tipik vahşetten koruyamayanların etraftan ve eşraftan sorumlular aramakla geçiştirmesi yakışmaz. Dosya idari eksiklikten, güvenlik zaafından dem vurularak, alakasız suçlu ilanlarıyla kapatılamaz. Öyle olursa müteselsil yetkililer sorumluluktan kurtulur, istifadan kaçar. Bu gözler daha neler görecek diye iktidarından muhalefetine feryat edilir. O kadar. Yapın edin, kaçın bakalım efendiler, nereye kadar? Komple ülkeyi polikomplolarla içine düşürdüğünüz çukura gün gelecek siz de düşeceksiniz. Bu düşmeyi de bu gözler mutlaka görecek diyenler yine kaybeder...

Peki, kimin yüzünden tüm bunlar, hangi mevki ve makamın eksiği veya fazlası bu olaylar soran yok. Yani dokunan yok sarayzadelere. Tırnak içinde 'öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz' diyebilen de yok. Sanki cesaret eksik biraz. Bu vakaların üzerine biraz sert gidilse, yönetsel mekanizmanın bir dokun bin ah işit faslı hemen hazırda. Ayrıca büyük küçük her vahim vaka, acayip biçimde girift ilişkilerle devlet erkanından birilerine dayanıyor. Dava anında buharlaşıyor. Zaten icraat icabı atanmışların topu aynı tornadan çıkmışçasına, 'gözlerimi kaparım vazifemi yaparım' havasında. Oysa bu kıt akıllı dar zihniyetli, düşük profilli gizli niyetli, Bakamayanlar yüzünden başa gelen her bela, her musibet...

Ayrıyeten siyasette, ekonomide, adalette, sporda, ailede, sosyal yaşamda, dolaylı veya direkt her alanda iktidar marifetiyle orantısız güç kullanımını ve her türlü şiddeti sıradanlaştıranlar asıl suçlu. Bu sıradanlığı kendine yakıştıran bensem sorumlu benim, sensen suçlu da sorumlu da sensin diyen yok. Pısmış, pusmuş susmuş herkes. Böylesi üç maymunu oynayanlar diyarında elbette okullarda amerikanvari katliamların önü alınamaz...

Üstelik eğitimin amacı habire saptırılır, eğitim sırf kim için ve ne için eğitim? aracına dönüştürülürse, kurgulanan kurumsal pratikler önemsenmezse bu katliamlar kaçınılmaz sonuçtur. Tek adama tektip insanlar yetiştirme mottosuna hizmette kusur edilmez ise kusura bakmayın ama eline paslı çakaralmazı,  toplu tabancayı, kör palayı geçiren basar sınıfı. Sınıf farkı gözetmeden dayar şahdamarına, basar tetiğe. Aman dileyenler ama diye başlar nutuka...

Aması iması şu, eğitim politikasında, siyasal beklenti gözetilerek sık sık yapılan değişiklikler, müfredatta yerli yersiz oynamalar milli uzlaşıyı ve doğal dengeyi kökten bozar. Sürekli sınanan eğitsel uyuşukluk toplumu felç eder. Ayrıca çeyrek asırlık budama neticesinde eğitim ve camiası belli kulvara hapsolur. Bu derin uyumsuzluğun sonucu, karanlık iradenin sinsi planlarına ve gizli oyunlarına boyun eğmektir. Yani hakim irade devamlı kıskaç taktiği uyguladıkça her platformda gaflet sürer gider. Ve ne yazık ki özellikle okullar çağdaş eğitim politikası yerine ikame edilen, yerli ve milli ekol çerçevesinde kendi faşistini, kendi dazlağını, kendi cüppelisini, kendi gericisini, kendi eylemcisini, kendi katliamcısını, kendi katilini, kendi kurbanını yaratır...

Hatta yaratı lafını duyunca hemen "Yaratmak Allah'a mahsus" yaftasını asan dinkolistler onca canın katlini eften püften gerekçelere dayandırır. Her biri şirki düşünmeden şark kurnazlığıyla ölüm meleği kesilir...

Özellikle okullarda yaşanan tüm şiddet vakaları, muhatapların mevcut iktidara zerre toz kondurmama gayesiyle bambaşka etkenlere bağlanır. Hele ki etmen efendiler, toplumsal çürüme okullarımıza ve de çocuklarımıza sirayet etti, ana başlığı açanlara hiç acınmaz. Oysa bu kötü gidişat artık  örtülemez, salt beyin yıkamakla önlenemez. Öğretmen grevleriyle halledilemez. Çünkü okullar mevcut müfredatın eseri laisizm düşmanlarını klonladıkça, koloni olmaktan kurtulamayan ülke konumuna   düşülür. Çakma benzerlikler hayata yedirilir...

Bu düşkünlük ve ayarsızlığın ürünü hain hızarın biçtiği öğrencilerin ve öğretmenlerin hesabı verilemez. Ancak çeyrek asırlık iktidarın küçük Amerika olma hevesi gün olur hesaba çekilir. Bireysel girişim görülen okul katliamlarını, bu tipik taşkınlıkları zamanında görmeyenler, anında önleyemeyenler, vakalara doğru perspektiften bakamayanlar toptan suçlu. Ancak tek bir istifa yok, utanan biri yok. Mevki makam zehirlenmesiyle vatana millete zarar veren ise çok...

Evet, on yıllardır eğitimin kodlarıyla oynandı. Ama bu oyunları sahneleyen 'Soyut ahlak, din eğitimi mistifikasyonuyla, toplum düzenleyicisi ve düzen önericilerine…” karşı durulmadı. Bozukluk mevcut düzen içerisinde çözümlenir mantığı metodik yaşama montelendi. Gelişimin ve değişimin alfabesini öğretenler iyi okunmadı. Pozitif anlayışlar ve pratik değerlendirmeler safdışı edildi. Eğitimin diyalektiğine aykırı davranışlar, şiddeti körükleyen eğitsel tutumlar çağdaş eğitim modelinin kökten yıkılışını sağladı. Eğitimin ve eğitimcilerin toplumsal yaşamdan kopuşu ise bu en umulmadık vakaları hazırladı...

Kimbilir belki de toplumun yeniden nitel ve nicel dizaynı eğitim kurumlarına ihale edildi. Ancak bu tuhaf ve acı vakalar, yetiştirilen robotik öğrenci profilinin program dışına çıkabileceğini açıkça gösterdi. Ancak kendi yaşamlarında kategorik gerçekliğe uymayanların bu vakalardan ders çıkarması zor. Çünkü profluk için beş yıl doçentliği olmayan, rektörlük için üç yıl profluğu eksik kararname çocuklarının yapabileceği kısıtlı. Üstelik makam üleştiren kararnameler de çoktan iptal. Şimdi evde cephanelik, okulda kıyım vakalarını tekrarlatmayacak mevki makam işte bu makam. Bakalım makama kurulup, malum olaya hakkınca bakamayanlar ne yapacak...

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

HER YAZ YAZI FUARI

  HER YAZ YAZI FUARI Park köşelerinde çadır gölgelerine park eden her yeni fuar, yazın gelişinin müjdesi artık. Her yaz yazı fuarı, açık h...