BİR
TİYATRO Kİ PARAPOLİTİK...
Hayat
bazen kibirli siyaset, kibirli siyaset ise ismen kirli savaştır. Kirli ve
kindar cepheli her savaş ise resmen ilgililere, kısmen bilgililere interaktif
tiyatrodur. Hayat bir tiyatro belki ama son yıllarda palazlandırılan ise
parapolitik bir tiyatrodur. Bu öyle bir karamel karambol ki salt trajedi yüklü.
Sabahın köründe palas pandıras pandomim ve dram. Bir acayip tiyatro ki felsefi
görüngüsü yerel politik dekorlu. Siyasi gürültüsü işbirlikçi, tekelci
kapitalist. Gölgede kukla, meddahsız tuluat, köye kente resmen seyirlik operat.
Bu operatın yani siyaseten operasyonel tiyatronun katı kiliseci döner sahnesi
tek defalık. Fırdöndü skeçleri tek perdelik. Adaya borsaya moda, öyle bir
siyaset tiyatrosu ki epey iddialı teksti ful defolu. Hayata eklemelik en pik
tiradları bol depolu. Boşboşuna en dip test edilen ise yerelden genele çiğnenen
insanlık onuru. Derin sahnesi ve kulisi ağlayan gözaltı, gülen gözyaşı dolu...
Hayat
bir tiyatro ki, tiyatro değil parapolitik zulüm, resmen işkence. Her parçası
parapolitik halka. Bir parapolitik tiyatro ki, karşıt polikayralara umut,
kayırılan palikaryalara sukut olsun...
Hayat
bir tiyatro, siyaset binbir savaş. Hayat para gerektirir ama politika hiç
gerekmez. Hele parapolitik bir tiyatro asla. Tiyatro ki, bazen boş silahla bile
savaş kazandırır. Muharebe tam kaybedilirken, durum forum, renkli yorum, asli
muhasebe yeter. Ve aniden 'boş silahı şeytan doldurur' hesabı etkinleşir.
Parapolitik de olsa tüm tiyatrallerde genel kural aynıdır. İlk perdede
gösterilen silah, son perdeye dek illa ki patlar. Eğer sahneye konulan melodram
tek perdelikse satanın dediği olur ve silah çoğu kez elde patlar. Öteden beri
'Kendi silahıyla vurulmak' rumuzu ucuzlayan hayatın baş eseridir. Yani eden
bulur havası, etme bulma dünyası herkese çok pahalıya patlar. Ayrıca
parapolitik tiyatro öyle bir tiyatrodur ki biletleri bedavaya ama sadece
despotik tek kişiye veya sportik oligarşiye kapalı gişe temsildir. Yani temsil
gücü kimdeyse sırf onun namı hesabına açılır veya kapanır perde...
Parapolitik
tiyatro öyle bir tiyatrodur ki metninde suare matine, kulis fuaye tüm temsilin
tek temsilcisi ve teminatı kimse onu sayar. Mezattan mezara pazarlıkçı
versiyonla, vestiyere emaneti sırtına geçireni sunar. Kendine karşı çıkanları
sınar. Bu öyle parapolitik bir tiyatro ki perdesi ışık hüzmesi sızdırmayacak
karalıkta iner.
Takılan
kara pelerin ise sahteliğin, pespayeliğin, aldatıcılığın resmi simgesidir.
Gözlere inen kara perde kalktığında ise paradoksal ayrıntıların, gizli
ithamların ve ters psikoloji yaratan iftiraların ayyuka çıkacağı bilinir. Bu
yüzden piyese dahil olmayan ahileri, dahileri insan ve hakikat arayışı dışında
usulen sorgular. Oysa hüküm çoktan verilmiştir, kesilen ceza baştan bellidir.
Toptan parapolitik tiyatro...
Hayat
başlıbaşına öyle bir tiyatrodur ki eldeki en dolu silahın, en doğru gayretle en
sahici dosta, rahleye açılmasıdır. Rahmeti bol olsunlar, parapolitik tiyatral
boşlukları işte bu ölümsüz gerçeklikle doldurur. Yani kitaplar ölmez imasıyla
sahne almak ve rolün hakkını vermekle alakalıdır ölümsüzlük...
Hayat
bir tiyatro ki yatmışsın çıkmışsın, okumuşsun yazmışsın farketmez. Sadece loş
sahnede ilelebet kalır özgürlük. Özü ışıtır, sözü akıtır on yıllarca. Mahkumluk
geçicidir, mayasızlık ise birilerine bakidir. Hayat boş tiyatro sahnesinde
manasız havalananları ve faydasız havlayanları loş köşelerde ölümle kucaklaştırır...
Hayat
parabolik bir kurmacada, binlerce raf dolusu kitapsızın vasat siyaset uğruna
parapolitik tiyatroya boyun eğişidir. Kelle gitmesin diye boyunduruğa giren bu
'homoserpens' tayfası sahnesi gelince iki büklüm saklanır. Bu homoserpens
familyası ele, yele ve sele kapılsa da mucizeler sahibesinin melanet sahnesini
görmeyeceğini sanarak çatapat patlatır. Parapul aşkıyla patavatsızca çark eder.
Ancak hayat öyle bir tiyatrodur ki deli fişek bir parlamayla önce bu figüranlar
çatlar. Deniz mavisi gözler, bedestenden içeri saçılan gelincik rengi sıvıya
odaklanır. Kızıla çalar nemrut yüzler, nefti ışık girdabına takılınca acayip
korkar. İzleyicilerin de kanı donar. Vesselam yok olur evren...
Hayat
parapolitik bir tiyatro. Sarfedildiği üzere böyleyse sahneden daima keskin
barut kokusu dağılır. Podyuma deliren ışık demeti altında asma köprülerde
asılmayı bekleyenler sıralanır. Ancak üstünkörü planlar, üstencil provalar
hayat dibe vurunca pike yapar. Ve perde. Kadife perde aşağıya yavaş yavaş
dökülür...
Hayat
bir tiyatro ki içi dışı bir jest ve mimik sarmalı. Ne yazık ki içi dondurulmuş,
biçimi bozulmuş sahnesi sönük bir yüz, göz göre göre yüzsüzleşir. Hayatı alay
derecesinde zorlaştıran bir tiyatrodur ki, parapolitik tiyatro kıvılcımlarla
körleşir. Kör karanlık, ufka doğan güneşle yepyeni bir tiyatral esinti sunar...
Hayat
öyle bir tiyatrodur ki, kısacık veya upuzun sahnesi vardır. Sahnenin tam
ortasında, parapolitik tiyatrallerden çekinmeyen bir yolcu oturur. Elinde
kurşun kalemi, dili hoş, beli boş. Maluma kapalı gişe oynayan şeytanları
bekler. Aklındaki şeytan doldururla şeytanları doldurmak için. Hayat bir
tiyatro ki, tekmil doldur boşalt manevrası. Resmen parapolitik.
Hayat
işte, her bir parapolitik tiyatro, polikayralara umut, palikaryalara sukut
olsun...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.