TAM SAHA PRESS, YIKILMAZ BLOKSS...

23 Haziran 2026 Salı

TEMMUZ'DA ÖLMEK VEYA PARTİ KURMAK...

 

TEMMUZ'DA ÖLMEK VEYA PARTİ KURMAK...

 

Mutlak butlan veya mutlaki kayyum sarmalında iyice bunaltılıyor Ata’dan emanet parti. Sanki mahkemece atanmışlar, Seçilmişleri partiden kopmaya zorluyor. Böyle giderse ağırdan alınan yeni parti tartışması temmuz ayında alevlenir. Ancak şimdiden tartışılması gereken konu parti kurulması değil. Yeni partinin kaderinin, doğu ülkelerindeki devrimci-demokrat hareketin gelişme derecesine ve gücüne bağlı olduğu gerçeği. Bu acı gerçeği inatla reddederek ‘biz doğu ülkesi değiliz’ diye çıkışanlara ‘Evet Öyleyiz’ diyebilecek bir tartışma üslubu bizde yok. Yoksa çekindiğimizden değil kesinlikle…

 

Atama memurların, seçilmişleri hırpaladığı ve dışlamaya çalıştığı Partinin temel çelişkisi de on yıllardır bu bilimsel gerçekliği yok saymasıydı. Eğrisini doğrusunu tartışmadan merkeze yanaşarak, parti dışı sol güçlerle teması geliştirmeyi ihmal etmesiydi. Bu konuda kısa, orta ve uzun vadeli planının olmamasıydı. Partinin en zayıf yanı veya siyasi arenada iyice zayıflamasına neden olan unsur, üye ve sempatizanlarının da iddia ettiği gibi sola, solun solundaki sosyal güçlere ve siyasal partilere yanaşacak özveriyi göstermemesiydi. Ancak son birkaç yılda burjuva devrimcisi bir parti kalarak da halk güçlerinin, halkın bağımsız örgütlerinin parti çatısı altında asla toparlanamayacağı inancından vazgeçildi.  Özellikle artan taleplere yanıt bulma başarısı yakınlaşmayı körükledi. Hatta sürece dahil olmalarını aklından bile geçirmeyenlerin katılığı yumuşadı. Birlikte olabilirmiş düşüncesi radikal tutumu ve kati durumu bir anda değiştirdi. Partiyi yönetenlerin sıcak iletişim kurma becerisi, hayata tutunamayanların partiye kanalize olmalarını sağladı.

 

Şimdi böylesine bir deneyim yaşanmışken, merkez sağdan solun soluna yelpaze genişletilmişken, ceberrut devlet geleneğine bağlı kalacağı aşikâr bir partide izin verildiği sürece ve belli oranda kalmak olmaz. Bu işin tek oluru parti kurmaktır, yek başına kalıp macera aramamaktır. Çünkü mevcut partiyi kapatma noktasına dek sürebilir bir komplo söz konusu. Yaratılan kaosun arkasında kimlerin olduğu da açık seçik belli. Öyleyse bir hiç uğruna kendilerini ateşe atan hukuk tanımazlarla uğraşmak yerine, en kısa sürede yolu ayırmak en doğru karar olur.

 

Verilecek karar bugünden yarına kolay savunulan siyasi tezlere dayanan ve sürekli karşı çıkılan sol görüşlere sahip bir partinin kurulmasıdır.  Kurulacak bu partinin geniş halk kitlelerini kucaklaması ve sınıfsal çıkar temelinde yükselmesi asla ütopist beklenti değildir. Hararetle olması istenendir. Hele ki örgütlenmeye destek vermekten yana tavır geliştirenler arasındaki farklılıklara da uzlaşma yolu bulunursa mesele kendiliğinden çözülür.

 

Yani çözüm, burjuvaziye demokratik ayar çeken bir parti yerine, ulusal-devrimci kavramı geliştirecek bir parti kurmaktır. Elbette emperyalizm kuşatmasındaki sömürge ülkeler burjuvazi önderliğinde kurtuluş mücadelesi verebilir. Vermiştir de ama bu doğal durum bir yere kadar geçerlidir. Ancak bugün kitlelerin devrimci bir ruhla eğitildiği ve örgütlenebildiği, radikal çıkışlara asla engel olunmayan bir partiye gereksinim vardır. Malum iktidar ‘böyle bir partiye izin vermez, halk da desteklemez’ diyerek partide kalmayı kabulleniş sadece sindirilmeyi günceller. Oysa aksine kurulacak yeni bir partiyi yelpazenin solu da sağı da tereddütsüz destekleyebilir...

 

Diğer yandan evrensel gelişmelere Kemalist şüphecilikle bakmayı öğütleyenler yüzünden ulusal kurtuluş felsefesini aşamayacak bir parti kurmak da çok yanlış olur. Çünkü çevresel faktörler ve organik bağlantılar çerçevesinde güdük kalacağı muhtemel bir parti zamanla emperyalizmle uzlaşma olasılığına yakınlaşabilir. Tıpkı ayrılanlar ayrıldıktan sonra mevcut partinin içine düşeceği durum gibi. Hal ve durum böyle gelişince iki yarımın bir tam etmediği görülecek ama yine atı alan Üsküdar’ı geçecek.

 

Şimdi bu da ne demek yerine, kurulacak partide tam bağımsızlık mücadelesini destekleme kararlılığı dikkate alınmalı. Ve egemen güçlere karşı etkin mücadeleyi yücelten, içteki sınıf baskısını dikkate alan bir yaklaşımla sürekli devrim inancını sürdürebilen bir parti kurulmalı. Özellikle belli kesimlerce özlendiği bariz mutlakiyete karşılık, anti-demokratik burjuva cumhuriyetini dayatan bir parti değil, emekten yana olan işçi-köylü seçeneğini temsil eden bir sosyal dayanışma ve direniş partisi kurulmalıdır. Çağdaşlığı perçinleyen, uluslar kendi kaderlerini kendileri tayin etmeli hakkına geniş açılımlı bir parti programı hazırlanmalıdır. Yani bir an evvel çünkü zaman az, yol kısa, yolculuk uzundur…

 

Hızlıca parti kurmak yerine, mevcut parti içinde değişik kanalların yoklandığı, karşılıklı olmayan hukuki atışmalarla yönetsel onay alınmaya çalışıldığı ortada. Ancak mutlak butlancı taraf, bu işi çözmek yerine çatışmaya vardıracak vurdumduymazlık içinde.  Ayrıca partinin birliği ve dirliği için iş birliğine nasıl baktıkları öğrenildi. Uzlaşmacı niyetten tamamen kopmuş oldukları da saptandı. Yani düşükler de düzelir umuduyla bekleme süresi çoktan doldu.

 

Bundan sonra geçecek her dakika kaybedişin kayda geçirilmesidir. Onun için bu parti kurma işi daha da uzatılmadan hayata geçirilmelidir.  Uzatılmamalıdır çünkü mutlak butlancı, ‘Komplocu Kayyumcu’ taraf Haziran’dan Kasım’a ortak amaç olan Büyük Kurultay etrafında bütünleşmeyi önermeyen, birliktelik adına olumlu cevaplar vermeyen hava içinde.

 

Havada Temmuz’da ölme korkusu değil, Parti kurma kokusu var. Ölüm korkusu olanlar bir daha korksun, bir daha. Çünkü parola ‘ya istiklal ya ölüm’…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

TEMMUZ'DA ÖLMEK VEYA PARTİ KURMAK...

  TEMMUZ'DA ÖLMEK VEYA PARTİ KURMAK...   Mutlak butlan veya mutlaki kayyum sarmalında iyice bunaltılıyor Ata’dan emanet parti. Sanki...