TEMMUZ'DA ÖLMEK VEYA PARTİ
KURMAK...
Mutlak butlan veya mutlaki
kayyum sarmalında iyice bunaltılıyor Ata’dan emanet parti. Sanki mahkemece atanmışlar,
Seçilmişleri partiden kopmaya zorluyor. Böyle giderse ağırdan alınan yeni parti
tartışması temmuz ayında alevlenir. Ancak şimdiden tartışılması gereken konu
parti kurulması değil. Yeni partinin kaderinin, doğu ülkelerindeki devrimci-demokrat
hareketin gelişme derecesine ve gücüne bağlı olduğu gerçeği. Bu acı gerçeği
inatla reddederek ‘biz doğu ülkesi değiliz’ diye çıkışanlara ‘Evet Öyleyiz’
diyebilecek bir tartışma üslubu bizde yok. Yoksa çekindiğimizden değil
kesinlikle…
Atama memurların, seçilmişleri
hırpaladığı ve dışlamaya çalıştığı Partinin temel çelişkisi de on yıllardır bu bilimsel
gerçekliği yok saymasıydı. Eğrisini doğrusunu tartışmadan merkeze yanaşarak, parti
dışı sol güçlerle teması geliştirmeyi ihmal etmesiydi. Bu konuda kısa, orta ve
uzun vadeli planının olmamasıydı. Partinin en zayıf yanı veya siyasi arenada iyice
zayıflamasına neden olan unsur, üye ve sempatizanlarının da iddia ettiği gibi sola,
solun solundaki sosyal güçlere ve siyasal partilere yanaşacak özveriyi
göstermemesiydi. Ancak son birkaç yılda burjuva devrimcisi bir parti kalarak da
halk güçlerinin, halkın bağımsız örgütlerinin parti çatısı altında asla toparlanamayacağı
inancından vazgeçildi. Özellikle artan taleplere
yanıt bulma başarısı yakınlaşmayı körükledi. Hatta sürece dahil olmalarını
aklından bile geçirmeyenlerin katılığı yumuşadı. Birlikte olabilirmiş düşüncesi
radikal tutumu ve kati durumu bir anda değiştirdi. Partiyi yönetenlerin sıcak iletişim
kurma becerisi, hayata tutunamayanların partiye kanalize olmalarını sağladı.
Şimdi böylesine bir deneyim
yaşanmışken, merkez sağdan solun soluna yelpaze genişletilmişken, ceberrut
devlet geleneğine bağlı kalacağı aşikâr bir partide izin verildiği sürece ve
belli oranda kalmak olmaz. Bu işin tek oluru parti kurmaktır, yek başına kalıp
macera aramamaktır. Çünkü mevcut partiyi kapatma noktasına dek sürebilir bir komplo
söz konusu. Yaratılan kaosun arkasında kimlerin olduğu da açık seçik belli. Öyleyse
bir hiç uğruna kendilerini ateşe atan hukuk tanımazlarla uğraşmak yerine, en
kısa sürede yolu ayırmak en doğru karar olur.
Verilecek karar bugünden
yarına kolay savunulan siyasi tezlere dayanan ve sürekli karşı çıkılan sol
görüşlere sahip bir partinin kurulmasıdır. Kurulacak bu partinin geniş halk kitlelerini
kucaklaması ve sınıfsal çıkar temelinde yükselmesi asla ütopist beklenti
değildir. Hararetle olması istenendir. Hele ki örgütlenmeye destek vermekten
yana tavır geliştirenler arasındaki farklılıklara da uzlaşma yolu bulunursa
mesele kendiliğinden çözülür.
Yani çözüm, burjuvaziye
demokratik ayar çeken bir parti yerine, ulusal-devrimci kavramı geliştirecek
bir parti kurmaktır. Elbette emperyalizm kuşatmasındaki sömürge ülkeler
burjuvazi önderliğinde kurtuluş mücadelesi verebilir. Vermiştir de ama bu doğal
durum bir yere kadar geçerlidir. Ancak bugün kitlelerin devrimci bir ruhla
eğitildiği ve örgütlenebildiği, radikal çıkışlara asla engel olunmayan bir
partiye gereksinim vardır. Malum iktidar ‘böyle bir partiye izin vermez, halk da
desteklemez’ diyerek partide kalmayı kabulleniş sadece sindirilmeyi günceller. Oysa
aksine kurulacak yeni bir partiyi yelpazenin solu da sağı da tereddütsüz
destekleyebilir...
Diğer yandan evrensel gelişmelere
Kemalist şüphecilikle bakmayı öğütleyenler yüzünden ulusal kurtuluş felsefesini
aşamayacak bir parti kurmak da çok yanlış olur. Çünkü çevresel faktörler ve
organik bağlantılar çerçevesinde güdük kalacağı muhtemel bir parti zamanla emperyalizmle
uzlaşma olasılığına yakınlaşabilir. Tıpkı ayrılanlar ayrıldıktan sonra mevcut partinin
içine düşeceği durum gibi. Hal ve durum böyle gelişince iki yarımın bir tam
etmediği görülecek ama yine atı alan Üsküdar’ı geçecek.
Şimdi bu da ne demek yerine, kurulacak
partide tam bağımsızlık mücadelesini destekleme kararlılığı dikkate alınmalı. Ve
egemen güçlere karşı etkin mücadeleyi yücelten, içteki sınıf baskısını dikkate
alan bir yaklaşımla sürekli devrim inancını sürdürebilen bir parti kurulmalı. Özellikle
belli kesimlerce özlendiği bariz mutlakiyete karşılık, anti-demokratik burjuva
cumhuriyetini dayatan bir parti değil, emekten yana olan işçi-köylü seçeneğini
temsil eden bir sosyal dayanışma ve direniş partisi kurulmalıdır. Çağdaşlığı perçinleyen,
uluslar kendi kaderlerini kendileri tayin etmeli hakkına geniş açılımlı bir
parti programı hazırlanmalıdır. Yani bir an evvel çünkü zaman az, yol kısa,
yolculuk uzundur…
Hızlıca parti kurmak yerine,
mevcut parti içinde değişik kanalların yoklandığı, karşılıklı olmayan hukuki atışmalarla
yönetsel onay alınmaya çalışıldığı ortada. Ancak mutlak butlancı taraf, bu işi çözmek
yerine çatışmaya vardıracak vurdumduymazlık içinde. Ayrıca partinin birliği ve dirliği için iş
birliğine nasıl baktıkları öğrenildi. Uzlaşmacı niyetten tamamen kopmuş
oldukları da saptandı. Yani düşükler de düzelir umuduyla bekleme süresi çoktan doldu.
Bundan sonra geçecek her
dakika kaybedişin kayda geçirilmesidir. Onun için bu parti kurma işi daha da
uzatılmadan hayata geçirilmelidir. Uzatılmamalıdır
çünkü mutlak butlancı, ‘Komplocu Kayyumcu’ taraf Haziran’dan Kasım’a ortak amaç
olan Büyük Kurultay etrafında bütünleşmeyi önermeyen, birliktelik adına olumlu
cevaplar vermeyen hava içinde.
Havada Temmuz’da ölme korkusu
değil, Parti kurma kokusu var. Ölüm korkusu olanlar bir daha korksun, bir daha.
Çünkü parola ‘ya istiklal ya ölüm’…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.