19 MAYIS; NUTKA GEÇİŞ...
Nutuk, ulus devleti ve devrimlerini geleceğe aktaran en güvenilir tarihsel belge. Yazarı halk olan en büyük ve eşsiz eser. Binlerce belgenin tek kitapta vücut bulmuş hali. Temel kaynak...
Dört bir tarafı işgal edilmiş ülkede, mucizeler yaratılabileceğini, zor şartlarda verilen mücadelenin nasıl zafere ulaşılabileceğini ayrıntılarıyla gösteren pusula. Her devrimciye el kitabı. Her vatansevere başucu kaynağı…
İşgal dönemi vatanseverlerin yanısıra vatan hainleri de çıkar. Nutuk dikkatle okundukça düşmanla işbirliği yapanlar, ilk fırsatta vatana ihanet edenler, saltanat ve hilafet yanlıları demokratik cumhuriyete cephe açarlar. devrimleri reddederler. Hatta kutlu kurtuluşa ve tam bağımsızlığa giden yolu ve yolculuğu kınarlar...
Bu gün de Nutuk okumak lazım. Nutku tutulmuş imparatorluktan, cumhuriyete geçişe bizzat tanıklık etmek için. Hariçten nutuk yerine, 19 Mayıs’ın antiemperyalist ruhunu görmek, Cumhuriyeti yaşamak ve yaşatmak için…
Mayıs 1919, ayın 19. günü Mustafa Kemal Paşa Samsun'a çıkar. Şöyledir genel durum ve görünüş; " …Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu topluluk 1. Dünya Savaşı'nda yenilmiş. Ordu her taraftan darbe almış, yaralanmış, koşulları ağır bir ateşkes anlaşması imzalamış. Büyük savaşın uzun yılları boyunca Ulus yorgun ve yoksul düşmüş. Ulusu ve ülkeyi genel savaşa sürükleyenler, kendi başlarının kaygısına düşerek ülkeden kaçmışlar. Padişah ve halife Vahidettin soysuzlaşmış, yalnız kendini ve tahtını kurtarabilmek düşüncesiyle alçakça yollar araştırmakta. Damat Ferit Paşa hükümeti güçsüz, onursuz ve korkak. Yalnız padişahın isteklerine uymuş ve onunla birlikte kendilerini ayakta tutabilecek herhangi bir duruma boyun eğmiş durumda…"
Haliyle ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve dahi alınmaktadır. Ordu terhis edilmektedir...
Öyle vahim bir hal ki; İtilaf Devletleri ateşkes antlaşması hükümlerine uymaya gerek bile görmüyorlar. Uydurma nedenlerle itilaf donanmaları ve askerleri İstanbul'da. Diğer taraftan Adana, Urfa, Maraş, Antep, Antalya, Konya, Merzifon, Samsun da aynı durumda. Yani; " Her tarafta yabancı devletlerin subayları, görevlileri ve özel adamları çalışmakta…"
Nihayet söylenecek son sözün söyleneceği tarihten 4 gün önce; " İtilaf Devletlerinin onaylamasıyla 15 Mayıs 1919'da, Yunan İzmir'e çıkıyor..."
Durumun korkunçluğu ve ağırlığı karşısında, her yerde her bölgede, bir takım kişilerce Kurtuluş yolları düşünülmeye başlıyor. Ve bir takım örgütler doğuyor. Diğer yandan ulusal varlığa düşman kuruluşlar ve girişimler de ortaya çıkmaya başlıyor. Manda isteyenler de kıpırtılar içinde...
İşte bu boğucu atmosferde Mustafa Kemal Paşa, geniş yetkilerle donatılmış müfettişlik göreviyle 19 Mayıs 1919'da Samsun'da...
Paşa, 'iki kolorduyu doğrudan emri ve komutası altında bulunduracak, müfettişlik vasfı ile de Anadolu'daki askeri birliklerle, valiliklerle ve sivil örgüt yöneticileriyle yazışabilecek, ilişkiler kurabilecek ve bildirimlerde bulunabilecek' tek yetkiliydi...
Yetki geniş çaplı, "Bu geniş yetkiyi, beni İstanbul'dan sürmek ve uzaklaştırmak amacıyla Anadolu'ya gönderenlerin, bana nasıl verdiklerine şaşabilirsiniz. Bana bu yetkiyi onlar bilerek veya anlayarak vermediler. Her ne pahasına olursa olsun benim İstanbul'dan uzaklaşmamı isteyenlerin buldukları gerekçe idi; Samsun bölgesinde düzen bozukluğunu yerinde görüp, önlem almak üzere Samsun'a kadar gitmek. Ben bu işin başarılmasının üstün yetkili bir görev verilmesine bağlı olduğunu ileri sürdüm. O günlerde Genelkurmay’da bulunan ve benim amacımı bir ölçüde sezinleyen kişilerle görüştüm. Müfettişlik görevini buldular ve yetki ile ilgili talimatı da ben kendim yazdırdım. Dahası Harbiye Nazırı Şakir Paşa bu talimatı okuduktan sonra imzalamak da kararsız kaldı, mührünü okunur okunmaz biçimde basmıştır..."
Mevcut devletin temelleri çökmüş, ömrü tükenmişti. Osmanlı parçalanmıştı. Elde bir avuç Türk'ün barındığı Ata yurdu kalmıştı. Emperyalistlerin emeli bunun da paylaşımıydı. Yani 'Osmanlı devleti, devletin bağımsızlığı, padişah, halife, hükümet bunların hepsi anlamını yitirmiş birtakım boş sözlerdi'...
Öyleyse sağlam ve gerçek karar, "Ulusal egemenliğe dayanan tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak..." olabilirdi...
İstanbul'dan Karadeniz’e açılmadan önce düşünülen ve Samsun'dan Anadolu'ya geçerken uygulamaya konulan karar budur. Bu karar doğrultusunda süreci evrelere ayırarak, adım adım zafere ilerlenmiş, salt zafere kilitlenilmiştir.
Bir kutlu mucize gerçekleştiren bu kararın dayandığı en sağlam düşünce ve mantık ise şuydu; "Ya İstiklal Ya Ölüm..."
Bu düşünce ve mantıkla, 19 Mayıs'a özgü antiemperyalist ruhla ikinci yüzyıla...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.