TAM SAHA PRESS, YIKILMAZ BLOKSS...

22 Haziran 2026 Pazartesi

hazira26

 

BİLMİYORUM, BİLMİYORUM, BİLMİYORUM...

Bir tarafta mutlak butlan diğer tarafta mutlak mağlubiyet, bilmiyorum ne olacak futbolun ve siyasetin sonu. Akşamında butlancıdan 'bilmiyorum, bilmiyorum, bilmiyorum' nakaratı. Sabahında 'mağlubiyet, mağlubiyet' mağlubiyet' serisi.

Bir yanda onüç kere maç kaybetmiş bilmiyorumcu umuma butlan başkan. Bir yanda umuda fren koyan on kişilik rakibe kaybeden umuma hükmedemeyen teknodirektör. Bilmiyorum ne olacak bu ahlaktan arınmış siyasetin ve bu golden arınmış futbolsuzluğun sonu. Zaten onlar da bilmiyor.

Ayrıca gün Ada umumunda gençlere geleceğini kazanacakları bir sınav günü. Ancak bilinen güzergah ve önlemsiz trafik yüzünden zor yetişilen veya daha girmeden kaybedilen bir maç daha. İyi ki bilmiyorlar. Bu üçlemede bilseler ne olurdu onu da ben bilmiyorum...

Biliyor herkes, komple biliyoruz herşeyi ancak hep sıfır çekiyoruz. Ekonomistim her bir şeyi biliyor ama ekonomi mafiş. Futbolistim topu biliyor ama tur sonraki turnuvaya kalmış. Öğrencim onca yılın emeği diyor ama yarındandan umudu kesmiş. Yani memleketin önü tıkanmış. Bir nefeslik huzur da da kalmamış. Her tarafta tüm taraflarda, bütün taraftarlarda anında çarkediş şatafatı. Hattı zatın da 'bilmiyorum, bilmiyorum, bilmiyorum' safsatası. Peki kim bilecek? ben de bilmiyorum...

Ben de tam bilmiyorum ama bir bildiğim var. Bu mutlak kayyum tarifsiz bir bilgisizlik içinde. Tek bildiğim bu yerli ve milli takım, tabela yapmaktan aciz büyük kısırlık içinde. Tek bildiğim Ada'da ilk, ilk ciddi maçına çıkacak öğrenciler kendilerine reva görülen keşmekeş içinde. Bu 'bilmiyorum, bilmiyorum, bilmiyorum' nakaratlı işleyen kaotik süreç kimleri yakar kimleri harcar ben de bilmiyorum...

Bildiğim varsa bu arada yazık oldu birilerine. Olan malum kırmızı telefondan naklen yapılamayan soyunma odası aramalarına oldu. İçleri yanmıştır, arayamadılar diye. İçleri bulanmıştır ayak oyununu iyi bildiğini sanan saçı başı, eli ayağı süslü püslü metroseksüellerin de. Bu dünya vitrini turnuva geçti bir dahakine bu donuk zihinle gidilebilir mi ben de bilmiyorum. Ömürler yeter mi bende bilmiyorum.

Bildiğim varsa ki var derim, tıpkı hayatlarının en ciddi sınavına giren üniversite adaylarının ritmi bozuk kalp atışları gibi ayarım. Bolca boşa atıp tutmaları denize hasret canım gençliğin asla unutmayacağını da bilirim. Unutmadan bir daha vurgulayayım, evet kursağında kaldı birilerinin bu turnuva. Zırtapoz pozlara giren futbolistler ile ona buna zırt pırt telefon uzatan bakanlar makanlar birlikte çime gömüldü. Sıkıştıkça 'bilmiyorum, bilmiyorum, bilmiyorum' diyen  'Kibir Kumkuması' da kendi açtığı mezara düştü.

Bildiğim kaybedilen maçlar, kazanılamayan sınavlar, kaybedilen değerler kurgusu çürük sistemin bizzat götürüsü. Çağdaş yaşamdan kopuldukça karşı karşıya kalınan her ne varsa bu parakoyak yapılanmanın doğal sonucu. Demek ki sırf bireysel yetenek işe yaramıyor çağın futbolunda. Zerre üretmeden, sırf ekonomistim cakalanmasıyla ayakta kalınamıyor dünya ekonomisinde. Sırf 'bilmiyorum, bilmiyorum, bilmiyorum'  diyerek bildiğini okumak üstünlük sağlamıyor reel siyasette. Siyaset sarayın, futbol siyasetin, gençler geleceksizliğin gölgesinde başarı anca bu kadar...

Bildiğim bir şey daha varsa 'bilmiyorum, bilmiyorum, bilmiyorum' diyen çok bilmiş 'Koca Kafa' arsıza öğren de gel derler. Seriye bağlanan 'Mağlubiyet mağlubiyet mağlubiyet' üstüne 'herşeyi yaptık, herşeyi hemde ama olmadı' diyen teknodirektöre bırak da git derler. Gençlerin geleceğini zehir edenlere gençliğinizden ilelebet hayır göremeyesiniz derler.

Bilmiyorum daha başka ne denir ama dahasını söylemek yürek ister. Çünkü mangal yüreklilere de gel seni biraz misafir edelim derler...

Bildiğim hoşbulduk demekten başka çare, direnmekten başkaca yol kalmadığı...

 

YOK, YOL KALMADI BAŞKA...

Durmak yok, yazıyorum bir yazı daha. Bu konuda yazmayı hiç istemeden son defa. Karaladığım manifesto kikirik ceberrutların cemi cümlesine gitsin bari. Adres belli, ucu açık. Çünkü politikada hukuk mukuk kalmadı, at izi it izine karıştı resmen. Ne yazık ki iktidar düşü kurarken, devlet ve illet elele tabela partisine doğru evriliyor ulu çınar. Parapolitik 'Kudubet Kukla' ve zehir zemberek zillete rağmen partililer hala dimdik ayakta. Masum millet benekonomist ekonomisi yüzünden zar zor hayatta. Partiye çöken 'Kindar Kantar' politikacı tartma hevesinde. Ayrıntısı alttaki satırlarda, gidilesi tek yol belli. Aksi durumda yok umut. Yok, sanki yol kalmadı çekip gitmekten başka...

Çünkü 'Kukumav Kuşu' ve kumpanyası en uzak ihtimal görülenleri partidaşlarının gözüne gözüne soktu. Sıra dışı sanılar bir bir panoya tutturuldu. Yıllardan sonra iyice yaklaşılan umuda yolculuk unutuldu. Unutturuldu. Mahkeme güvenceli, usturupsuz uyarlamalarla kısa zamanda doğru politika tersine döndürüldü. Öyle ki 'Kanunsuz Kindar' ve kampanyası, iktidar merkezli operasyonel taktikleri umursamazlıkla uyguladı. Hatta haddini aşan hukuk dışı eylemsel tahriklerin tamamı  denendi. Ve başı sonu uygunsuz kepazeliklerle partide istikrar bozuldu.

Lafa gelince sakınılan haram lokmayı 'Keltek kerkenez' ile bozguncuları bizzat yuttu. Zalimin attığı zokaya takılanlar, politika tarihinin karanlığında uydulaşır ve uyur diyenler anında disiplinsizlikle suçlandı. Şaka gibi ama usulsüz kesin ihraçlar başladı. Yargıday şakayı tasdikledi. Şimdi illerin sırası, pek yakında ilçelere dek uzayacak seçilmişlerin doğranması. Yani parapolitik sarayın loş koridorları kokoş cellat fışkırıyor...

Dahası zorunlu kurultay hazırlığı berrak bilinçleri zehirleyen bahanelerle öteleniyor. Bilim dışına kaymış politikos zihinle parti yerinde sayar pozisyona puntalanıyor. Tırnak içinde punduna getirip tüm seçilmişlere kanca atılıyor. Gerisingeri krizlerle parti içi galeyan geliştiriliyor. Sonuçta çok yakında adını ve adamlarını kurtaramayan parti, halkı ve memleketi nasıl kurtaracak serzenişi semtlere pompalanır.

Demedi denilmesin, iktidarı değiştirecek partinin ayak seslerini egemen sınıf duyar duymaz oluyor bu büyük

kriz. Ve kıyı köşeler tutuluyor 'Kolpacı Kast' tarafından hemen. Yani benlik hırsı ve bencillik tutkusu tavan yapmış utkusuzlar acilen devreye sokuluyor. Velhasıl kamuoyunu ikna derdi olmayan bu 'Kapitalizm Kapatması' bu 'Kara Korsan' tayfası partiyi bitirmeye kararlı başından beri. Çok belirgin bir kötü niyetlilik var cemi cümlesinde.

Eğer bu tersine durumu tersine çevirecek hamlelerde geç kalınırsa kaos iyice derinleşir. Diğer yandan sus pus kalmayarak da bu kaotik süreç aşılamaz. Konuş konuş kime, anlayan yok ki...

Yok baskın veya erken seçim yapılırsa hazırlıksız yakalanırız, yok şimdi hiç zamanı değil kapışmanın, kapılmayalım kara yele bekleyelim biraz, yok darbesel ayara bizde ayar çekeriz sonra diyerek hepten yok olma ile karşı karşıya partinin seçilmişleri. Oysa beklenmedik bir anda çekilmek, 'Kafadan Kontak' butlan koalisyonuna tarihi bir ders olur. Tek dersi vermek şart. Yok, zorla güzellik olmaz. Yok da yok...

Yok da yol kalmadı başka. Yok yol bu, yok şu yok şubu derken asıl hedeften uzaklaşılıyor. Sürekli imkansızı yaşamak, devamlı imkanları zorlamak kötümserliğe sabitliyor partidaşları. Yani parti de hırpalanıyor partililer de...

Yok babanın partisi mi, yok başka parti mi yok? diye yoklama çekenler de yok değil. Çok. Verilecek cevap da çok ama neyse. Evet babamızın partisi, evet şimdilik başka parti de yok bize. O zaman kur ve başla diyor iç ses. Dış sesler tedirgin ama ödevleri belli, ya asimile et ya da yok et. Malum mesele memlekette sömüren ve sömürülen aynı çizgiye çekilmiş. Parti içinde butlan ve sırtlan kesinkes öne çektirilmiş. O halde

bu asrın en acılı süreci uzamasın daha fazla. Yaz fermanı, kes cezayı...

Eskide ısrar, resmen hak düşmanlarıyla uzlaşı, halk düşmanlarıyla uzlaşı demek sol tahlilde. Yani binbir zahmet eskinin yenilenmesi yerine, yenisini kurmak daha kolay. Bırakalım 'Kılıç Kınında Kalsın' yokları oynasın. Yok, gerçekten yol kalmadı başka.

Durmak yok, ne feci facialar atlattım ben ve yazgımı kendim yazdım yeniden. Yok silinmez yazıdır, yok bilinmez yazgıdır deyip, yok yere auta çıkmadan, yok yere taça atılmadan, bir kere daha Türkçesini yazdım. Latincesini okudum; 'Aut viam inveniam, aut faciam.'

Yazamayabilirsiniz normal ama mutlaka okuyun. Siz okuyun...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

hazira26

  BİLMİYORUM, BİLMİYORUM, BİLMİYORUM... Bir tarafta mutlak butlan diğer tarafta mutlak mağlubiyet, bilmiyorum ne olacak futbolun ve siyase...