TAM SAHA PRESS, YIKILMAZ BLOKSS...

17 Nisan 2026 Cuma

RÜŞVET VE İRTİKAP VE ÖMER'İN ADALETİ...

 

RÜŞVET VE İRTİKAP VE ÖMER'İN ADALETİ...

Kumpas nihayet Ada'ya yansıdı. Büyük kumpas ve çark edişle Aydın halkının iradesinin gasp edildiği, idaresinin saray iktidarına geçirildiği gün Ada için bir darbe hazırlığına başlandığı belliydi. Ve Ada Başkanı için daha ilk günlerde düğmeye basıldığı görmezden gelinerek yapılan siyaset bu sabah son buldu. Yani beklenen oldu...

Bu saaten sonra artık Ada yeni bir siyaset yapma biçimini egemenleştirmeli. Başka çare yok. Elbette Başkanın gözaltına alınmasına makul nedenler veya genel geçer yanıtlar aramak her Adalının doğal hakkı. Ancak çürük çarık temellendirileceği bariz rüşvet ve irtikap iddiaları gün gelir boşa çıkar. Başkan Ömer'in adaletinden duyulan kuşkunun boş, iddiaların kumpas olduğu da netleşir. Şimdilik kaydıyla Başkana husumet besleyenler, arkasından laf etmeyi alışkanlık haline getirenler belli bir dönem siyaseten nemalanır. Ancak devran dönüp hiç de öyle olmadığı anlaşıldığında bu tipitip yüzsüz tayfa yine utanmaz belki ama acayip mahcup olacakları kesin. Ayrıca asıl mesele o değil...

Asıl mesele; cezayı baştan kesen, bilgi ve belgeyi sonradan ayarlayan ve bunları suni davaya uyarlayan uzaktan kumandalı adalet mekanizması. Gizli güdümlü yargının uygulamaktan çekinmediği faşizan atraksiyonlar. Sarayda planlanan salma korkularla, topluma yeni bir yönetsel model ve yönetici tipi dayatması. Dayatılması...

Diğer önemli meseleler silsilesi; mevcut iktidarın, reel siyasete bulaştırdığı bu hukuk dışı kumpaslara, etkili eylemselikle direnilmesi ve oyunların bir bir bozulması. Ada yerelindeki gibi daha ilk günden öyle rüşvet ve irtikap iddialarıyla kafayı bozup, özellikle mahkum edilesi bir kumpasta özel manalar aranması. Malumun ötesinde kime ne faydası olacağı meçhul manyeller çıkarsaması. Yani bizzat taşra siyaseti alışkanlığı. Şark kurnazlığı. Bu meselelerle meşguliyet gerçekten siyaset bilmezlik, gerçekten gereksizlik...

Gereği siyaseten neyse doğrudan onu yapmak yerine gölgelere saklanıp, gündeme sallamakla siyasetçi olunmaz. Böyle uzun soluklu siyaset yapılmaz. Çünkü an gelir, bir sabah herkes için hukuk ve adil yargı temel ihtiyaç olur. Soluklar kesilir, yol biter...

İşte sırf bu nedenle dahi yapılan haksızlığı vurgulamak ve hukuksuzluğun karşısında durmak şart. Bu Başkanı bir şekilde tanıyanların ilk görevi. Birlikte siyaset yaptığı ekip arkadaşlarının ve partililerinin asli görevi. Adalılar bütünlük içinde bu kumpasa mutlaka karşı durmalı. Ayrıca özgüvenle 'talimatlı yargının vereceği her karar hukuken yok hükmündedir' inancını sahiplenmeli...

Hukukçu siyasetçiler bu kurmaca suçlamaları iyi bilir ama bu işin sonu da baştan belli. Olabilir. Yine de reva görülen hukuksuzluğa hukuk çerçevesinde direnmek şart. Elbette CMK uyarınca Ada'nın yargı yetkisinde olan bir durumu İstanbul'un soruşturması başta hukuğa kötülük. Sonra sanık tanık sayılana. Sahiden bu da hukuki dayanağı zayıf, hukuk dışı, art niyetli kötücül yaklaşımlı protip bir dava. Yani iddiası rüşvet ve irtikap görünse de başka davalara eklemlenecek delilleri uydurma çabalı siyasi bir dava. Dahası bir boş kumpas, duruşması daha başlamadan çökecek bir yargı muamması. Olsun yine de dayanışma şart hukuk içinde direnmek şart...

Bu muallak iddialı gereksiz gözaltı, demokrasiye inanan Adalıların vicdanında mutlaka rahatsızlık yarattı. Çünkü ikinci dönem için seçilmiş Başkanları, salt siyasi gerekçelerle, bizzat iddia makamının kanıtlaması gereken ama zor kanıtlayacağı suçlamalarla hedefe alındı. En nihayet gözaltına alındı ve tutuklandı. İşte bu seçilmiş iradeye bağımlı yargı eliyle tırpan, seçilene asla kabul edilemez hukuk dışı müdahaledir...

Şimdi Adalılar, bu sıkıntılı süreci hukuk çerçevesinde eylemlerle, sıkı etkinliklerle Başkan lehine çevirmelidir. Partilileri mücadeleyi diri tutarak, demokratik toplum olma vasfını olabildiğince kullanmalıdır. Tıpkı adalet inancından sapmayan Ada Belediye Başkanı gibi. Başkanın gözaltı sonrası kamyoyuna aktardığı ilk mesajı gibi: 'Avukatlık mesleğine, haksızlığa karşı adalet duygusuyla başladım. Hayatta insanın kendini savunması da varmış. Şimdi anlıyorum ki mücadelem sadece haksızlığa karşı değil, kötülüğe ve kötüye karşı da olacak.'

Demek ki; hak, hukuk, adalet için mücadele zamanı. Yani yılgınlığa düşmeden mücadele şart, artan ve yükselen ivmeyle haksızlığa, kötüye ve kötülüğe karşı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

HER YAZ YAZI FUARI

  HER YAZ YAZI FUARI Park köşelerinde çadır gölgelerine park eden her yeni fuar, yazın gelişinin müjdesi artık. Her yaz yazı fuarı, açık h...