TAM SAHA PRESS, YIKILMAZ BLOKSS...

17 Nisan 2026 Cuma

KASIM 2025

 

BEĞENMEKTEN KORKANLARA SİYASİ MAKALE...

 

Okunması bir yana dursun beğenmekten bile korkanlara dizilen, disiplinli siyasi makaleler siyasetteki sokma akıllıların pek işine gelmez. Çünkü bunlar sipsi siyaset divanelerine ara geçit yoklatırken, yoklukla boğuşan kızılırmak havarileri havadan kuş kapar. Bu arada, arada derede kalan siyasilere baş döndürten başlıca kuşku, sistemin nereye evrileceğidir. Hemde finansal kestirimlere göre son belliyken. Ama bilenmiş akılla kestirmeden siyaset keskinliğina bulaşan sokma akıllılar ucu belirsizliğe tapınır. Hele milli ve yerli son dava halkın partisini kapatma olursa daha da sapkınlaşılır. Yani kurgusal stratejiler ve finansal fiyaskolardan beslenme yetmeyince bir siyasi çakallığa daha yeltenilir. Yani devrim karşıtı her türlü faşizan baskı ve despotik zulme devam edilir...

Hal ve gidiş sebepsiz sertleşince, okumaktan ve beğenmekten korkanlara siyasi makaleler düzmek, dünü sorgulamak bugünden yarına büyük suç. Yarına çıkmak, yandan çarklı, baştavcı provalarıyla başetmek zor. Ayrıca gün güne devrimci propaganda haklılığını yok eden girişimlere eklemlenen bir yenisine kurban gitmek de olası. Zaten öteden beri istenen, devrimci siyaseti özendiren ve önceleyen ne varsa bir bir yıkmak. Kim varsa bir bir sindirmek. Tek gaye siyaseti hizaya çekme girişimleriyle, muhalefette çözülmeler başlatmak. Kamuoyunu oyalamak. Tekmili büyük toplumsal dalgalanmalar ve küçük devrimci eylemlerin yaygınlaşmasını önlemek. Yani siyasal inisiyatifin, daima çarpık sistemin denetiminde oluşunu perçinlemek...

Tüm bunlar okumaktan ve beğenmekten korkanlara dizilen siyasi makalelerde yığınla var. Çünkü normal işleyişi zedelenen sistem, devrimci meydan okuyuşlara yeterince direnemez. Eğer direnç tırpanlayan dengesiz şiddet varsa orada devrim de vardır. O yüzden sığ sistem, ezenden yana evrilerek beceriksiz yönlerini göstermemeye çalışır. Ve sistemin sokma akıllıları ezilenler için sürekli acı sürprizler tezgahlar. Her sürpriz başlıbaşına, kazan kaldıracak katmanları etkisizleştirme hamlesidir. Bir nevi halkları sürekli kandırma deneyidir. Uçak düşer helikopter kalkar, gemi batar. Tümü rastlantısal hissi veren tipik aldatıcı hamleler, kopya hamasi oyunlar, sistem bozuldukça üst üste sıralanır. Bu sıradan yöntemle, birleşen devrimci güçlerin dağıtılması kolaylaştırılır. Zaten yönetilenler ve yönetenler memnun oldukça asla öncesiz ve öznesiz devrim olmaz. Özellikle özneler çoğaldıkça özgün devrim olgusu olağanlaşır. Hürriyet arzusu haklı hale gelir. Yani devrimi de devrime örgütlemek gerekir...

Beğenmekten korkanları dizginleyen siyasi makaleler doğru okunduğunda,

sistemin hegemonik modele evrildiği özümsenir. Özduyum evrim perspektifine yakın tepkisellik yaşatır. Oysa devrimci umudu yükselten dinamikler karşı karşıya getirilince, kıyasıya çarpıştırılınca ideoloji itibarsızlaştırılır sanılır. Devrimci iddia zayıflar zannedilir. Bu yüzden herşey, herkes düzen koruyuculuğuna programlanır. İktidar alternatifleri palazlandırılan iç krizle uğraştırılır. Yani tekelci burjuvazi iktidar tekelini böyle güdümler...

Bizzat okumaktan ve beğenmekten korkanlara dizilen siyasi makalelerde adı geçen sistem, silik türdeşlerine evrilir. Ve sırf teslimiyeti referans alan sistem, özellikle sosyalist modele evrilmeyi reddeder. Solun iktidarını erteler. Bu uğurda demokrasiden kopuşu hızlandırır. Oysa karşı devrim mevcut sistemi daha da bozar. Ortamın gerilmesinin kaçınılmaz sonucu olarak devrimden uzaklaşılır. Yani avam kavram kargaşası maksimum kar getirince, sistemin dönemsel gerçekliği hiç önemsemez...

Bu öngörüsüzlük neticesinde sistematik çöküş ivmelenir. Ve mevcut sistem, masumiyeti alt etme hamleleriyle salt diktatoryaya hizmet eder. Okumaktan ve beğenmekten korkanlar ile siyasi makaleler dizenler iyice ayrışır. Yani...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SALTATOR ALDATI...

 

Son Ata, yas programları apaçık gösterdi yeni aldatmacayı. Zaten demokrasiye hizmet etmeyen, toplum için üretmeyen parlamenterizm büyük bir aldatmacadan ibaret. Şimdiki ibre ise Ata'yı anma haftasında okulları kapa, camiileri aç plantavı. Yani Ata'yı anma...

Kumandası epey zayıflamış kapitalist tekel, İktidarı elinde tutmak için sürekli aldatı peşinde. Ama dokunmatik düğmeler yıpranmış, pek çalışmıyor. Çarpık düzen hala akla gelmez mekanizmalar kurarak ve suni kurgulamalarla faşizan erke meşruiyet kazandırma derdinde. Tekeri patlak iktidar, parlementarizm pratiği üzerinden değişik manevralar geliştirerek hatta politik manzaraya uygun despotik operasyonlarla zaman kazanma hevesinde. Elbette böylesi vahşi atmosferde aldatanlar ve aldananlar kaypak düzen partilerinde konumlanır. Ve konjonktürel partiler kanalıyla topluma yüklenen görünüşte ilerici hamleler alt seviyeden alıcı bulur. İşte bu ve benzeri omurgasız yanılsamalar, olası her devrimi kesintiye uğratır. Yani Ata'yı unutma..

Benzer tip devletlerde demokrasi tuzağı sanal seçimlerle oluşan parlemento ve tepegöz irade daima büyülenmişçesine büyük sermayeye hizmet eder. Seçimler kesintisiz köhne iktidarın yaratıcısıdır ve bu nedenle gereksizdir iddiası da muhalefetin önünü keser. Bu da toplumda ters manyel etkisi başlatan bilimsel görüntülü aldatmacadır. Elbette devrim seçimli veya seçimsiz, şartlar  olgunlaştığında kendiliğinden gerçekleşebilir. Bu nedenle solcuların, sosyalistlerin, sosyaldemokratların veya devrimcilerin seçimlerden kazançlı çıkmasını engelleyen oy baskısı ve seçim baskını programlanır. Çünkü oy hakkıyla büyük kazanımlar elde etme olasılığı bilinir. Burada önemli olan parlamenter yapının sınıf mücadelesine eğilimli hale gelmesidir. Aksi halde tek alternatifli seçim, sinsi seçim taktikleriyle merkeze hizmet eder ve aldatı sürer gider. Yani Ata'yı sevme...

Son etapta Ata'yı karalayan baştan savma sloganlarla güncellenen aşama, demokrasinin rafa kaldırılmasıdır. Başa gelecekler öngörüldüğünden, seçim ertelenmesi veya yapılmaması için atraksiyonlar geliştirilir. Gelişmiş demokrasi adına değişik toplum katmanlarının kandırılmasına dönük şekilsiz yalanlar, anlamsız yasaklarla ilerler ara demokrasi. Sonrası gizli özellikli ileri demokrasi ve antidemokratik baskıları en büyük yanılsamadır. Toplumsal ilerlemeyi örneği görülmemiş biçimde gerileten bu karşı devrimci odaklanma ve radikal tertipler salt devrimi engellemek içindir. Yani Ata'yı silme...

Tepeleme aldatı formatıyla egemen sermayenin hizmetine girenler, ilelebet reformlardan kaçışla programlanır. Tekelci burjuvazinin tek amacı krizler artsın, savaşlar çoğalsın mantıksızlığıdır. Bu kapital düzenekte oturup kalkıp devrim beklemek ise büyük yanılgıdır. Böylesine bilinçli hazırlanmış çıkmazda çokuluslu sermaye diktatörlüğünü devam ettirir. Durum zamanla öyle bir hal alır ki seçimle de olmaz, devrim de imkansız birikimi devrimcilerin bile yüreğine işlenir. Sözde demokrasi kapsamında seçimler de gereksizdir imajı ortalığa yayılır. Seçimler binbir dalavere punduna getirilir. Yani Ata'yı putlaştırma...

Son saltator aldatı sağanağı, karanlık duvarlarda atarlanan sonbaharı avladığında Ata'yı anma güncellendi. Ölümsüz zihinlerde saygısız savlanmalar, tinsel sarsıntılar, dinsel bağlantılar, faşist bulaşı günleri ve busbulanık silüetler kaosu. Karanlığa Ata'yı çizenlerin topu saltator. Tümü aldatı. Sona yakın son aldatmaca. Yani Ata'yı unutturma...

 

 

 

FUTBOL BALLI GERÇEKLİK

Futbol eğer salt futbol olursa baldır, kaymaktır. Değil ise futbal. Haliyle futbal bahsi, geri bırakılmış ülkelerde pahallı ve ballı gerçekliktir. Son günlerde anlaşıldı ki kirli eller ve illegal bahislerle, futbalın sistematik sportif çöküşü de gerçekleştirilmiş. Futbal artık salt futbol değil...

On yıllardır futbal içine sızmış sızıntılar, bal tutan parmağını yalar balansına tapan tipik yalakalar futbala kara elleri soktu. Bunlar sayesinde kara para sisteme dahil edildi. Bunlar yüzünden temiz eller operasyonu çok gecikti. Üstüne tuz biber bahis skandalı ekelendi. Futbal bir kez daha lekelendi. Eğer bu hafta oynanacak iki derbi-büyük maç, ligin kaderini etkileme bağlamında, mesleki dayanışma hırsına, aleni kurgu kumpaslara kurban gitmezse belki arınma başlayabilir. Dört büyükler arasında uzun yıllardır unutturulan eşit yarışmalı ezeli rekabet, şimdi de bireysel aklanma uğraşısına ve yüzeysel arınmaya harcanmazsa futbal balından yenmez hale gelir...

Futbal anca sağlıklı ve estetik reklamı, hak yemeksizin doğrucu propagandası yapılırsa zevk verir. Saha pratiği özgürse klasik heyecan artar. Futbal böylece ayrıştırıcı değil bütünleştirici, sosyalleştirici ve tamlayıcı kültürel bir olgu olarak kaynaşmaya ve kalkınmaya hizmet eder. Bu nedenle bahis patlağıyla çalkalanan futbalın, bireysel ve toplumsal ilişkileri düzenleyen kuralları ivedilikle gözden geçirilmeli. Özellikle kalite ve performansı önceleyen, çağdaş toplumsal beklentilere yanıt verecek düzeyde kurumsallaşma yeniden kotarılmalı. Futbalın sosyal hayatın gelişmesinde

aktif rolü ve nitelikli insan gücü oluşumuna destekçi yanı güçlendirilmeli...

Bu gelişim elbette birilerinin gücüne gidecek. Özellikle bahis olayını basite indirgeyenler, süzgeçten kurtulma hamleleri güdenler, hakem ile hakim arasına sıkışan malum taraflar, masum taraftarları sindiren takımcı amigolar, pisliği bilip geriye bakmaktan korkanlar üzülecek. Çünkü havadan gücüne güç katamayacak. Ayrıca futbal kamuoyunun ballı çöreği yiyen kim, kim en çok kayırıldı merkezli ikiye bölünüp keskinleşmesi de azalacak. Ve belki de sportif geçerliliği muallak maçlar geriye dönük incelenecek. İrdelendikçe daha da kirlenme önlenecek. Artık her ciddi hata futbalın doğasına aykırı şekilde düşük bütçeli akla ve saf renkdaşlığa bağlanıp hafifletilemeyecek. Ayrıca formalar arkasına sığınıp, hatta kokart yırtıp yasa dışı formatlı sitelerde bahis yapanlar, önlerine arkalarına bunların reklamını alanlar dışlanmadıkça, futbalda temizlik gerçekleşmez. Zaten peşin harcanan sponsorluklarla ayakta kalanların ve bahis olayından nemalananların, bu nasıl iştir hayretine düşmesi resmi kamuflaj. Yani topu kolay yoldan paracı. Toptancı tüccar. Sırf kazanmak uğruna on yıllarca her yol mubah diyenler, gerçeklere göz kapayanlar, kendisinin olmadığı bariz ortak haklara göz diken paparacılar bu durumdan elbette en rahatsız olacak...

Olacak ama olacak o kadar babında yapı içinde yapı kurmuş, yazılı görsel medyayı ele geçirmiş, gizli organizasyonlarla sosyal medyayı tekeline almış algı profesyonelleri bu bahis bahsinden sırtını siyasi erke yaslayarak, kurtulamamalı. Kirli ittifaklara girerek

başarı gelsin de nereden gelirse gelsin tavrıyla futbalı yozlaştıranlar, bu yobaz çukuruna düşen düstursuzlar, etik deperlere uzak operatörler, tek yanlı yönlendiriciler bu kez hüsrana uğratılmalı. Aksi halde on yıllardır hezimete uğratılan futbaldaş milyonlara yazık olur. Kur artışıyla zar zor ödenen yüz milyonlarca liralık bütçelere yazık olur...

Zaten on yıllardır iktidardan imtiyazlı takımların başarı gelsin de nasıl gelirse gelsin düsturuyla kıyasıya mücadeleyi tek bir futbal takımına endeksledikleri bariz gerçeklik. Biraz aklı olan, var olmayı anca böyle başarabilen camialarla arınmanın zor olacağını bilir. Ancak futbal bu mental bozuklukla asla ilerlemez, geriledikçe geriler. Öyleyse yapılacak iş çok nettir, ilkin futbal kamuyona her fırsatta etik değerlerden bahsedenlerden, ballı kaymak düzenekte erdemli olmaya çalışanlardan başlanmalı. Sonrası bahisçiler. Malumun isyanı, gerçekler artık yürek acıtan seviyede ve hile hurda artık kolay saklanamayacak durumda...

Evet futbal, futbol sadece futbol olursa ballı kaymak. Aksi zehir zakkum. Bu nedenle bu hafta dört büyükleri buluşturan iki büyük-derbi maçın skorları ve maç analizleri, bahis gerçeğinin gölgesinde, futbal geleceğinin tasdikli tasviri olacak...

Futbal bu olacak o kadar ama bu kadarı da değil benzeri bahaneler sıralamak sıradan kaçış. Bahse konu yavanlık üretme yarışıyla bahis skandalından sıyrılmaya kalkışmak ise resmen futbal düşmanlığı. Zaman dostu düşmanı bilmek zamanı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

HER YAZ YAZI FUARI

  HER YAZ YAZI FUARI Park köşelerinde çadır gölgelerine park eden her yeni fuar, yazın gelişinin müjdesi artık. Her yaz yazı fuarı, açık h...