BEĞENMEKTEN KORKANLARA SİYASİ MAKALE...
Okunması bir yana dursun beğenmekten bile korkanlara
dizilen, disiplinli siyasi makaleler siyasetteki sokma akıllıların pek işine
gelmez. Çünkü bunlar sipsi siyaset divanelerine ara geçit yoklatırken, yoklukla
boğuşan kızılırmak havarileri havadan kuş kapar. Bu arada, arada derede kalan
siyasilere baş döndürten başlıca kuşku, sistemin nereye evrileceğidir. Hemde
finansal kestirimlere göre son belliyken. Ama bilenmiş akılla kestirmeden
siyaset keskinliğina bulaşan sokma akıllılar ucu belirsizliğe tapınır. Hele
milli ve yerli son dava halkın partisini kapatma olursa daha da sapkınlaşılır.
Yani kurgusal stratejiler ve finansal fiyaskolardan beslenme yetmeyince bir
siyasi çakallığa daha yeltenilir. Yani devrim karşıtı her türlü faşizan baskı
ve despotik zulme devam edilir...
Hal ve gidiş sebepsiz sertleşince, okumaktan ve beğenmekten
korkanlara siyasi makaleler düzmek, dünü sorgulamak bugünden yarına büyük suç.
Yarına çıkmak, yandan çarklı, baştavcı provalarıyla başetmek zor. Ayrıca gün
güne devrimci propaganda haklılığını yok eden girişimlere eklemlenen bir
yenisine kurban gitmek de olası. Zaten öteden beri istenen, devrimci siyaseti
özendiren ve önceleyen ne varsa bir bir yıkmak. Kim varsa bir bir sindirmek.
Tek gaye siyaseti hizaya çekme girişimleriyle, muhalefette çözülmeler
başlatmak. Kamuoyunu oyalamak. Tekmili büyük toplumsal dalgalanmalar ve küçük
devrimci eylemlerin yaygınlaşmasını önlemek. Yani siyasal inisiyatifin, daima
çarpık sistemin denetiminde oluşunu perçinlemek...
Tüm bunlar okumaktan ve beğenmekten korkanlara dizilen
siyasi makalelerde yığınla var. Çünkü normal işleyişi zedelenen sistem,
devrimci meydan okuyuşlara yeterince direnemez. Eğer direnç tırpanlayan
dengesiz şiddet varsa orada devrim de vardır. O yüzden sığ sistem, ezenden yana
evrilerek beceriksiz yönlerini göstermemeye çalışır. Ve sistemin sokma
akıllıları ezilenler için sürekli acı sürprizler tezgahlar. Her sürpriz
başlıbaşına, kazan kaldıracak katmanları etkisizleştirme hamlesidir. Bir nevi
halkları sürekli kandırma deneyidir. Uçak düşer helikopter kalkar, gemi batar.
Tümü rastlantısal hissi veren tipik aldatıcı hamleler, kopya hamasi oyunlar,
sistem bozuldukça üst üste sıralanır. Bu sıradan yöntemle, birleşen devrimci
güçlerin dağıtılması kolaylaştırılır. Zaten yönetilenler ve yönetenler memnun
oldukça asla öncesiz ve öznesiz devrim olmaz. Özellikle özneler çoğaldıkça
özgün devrim olgusu olağanlaşır. Hürriyet arzusu haklı hale gelir. Yani devrimi
de devrime örgütlemek gerekir...
Beğenmekten korkanları dizginleyen siyasi makaleler doğru
okunduğunda,
sistemin hegemonik modele evrildiği özümsenir. Özduyum evrim
perspektifine yakın tepkisellik yaşatır. Oysa devrimci umudu yükselten
dinamikler karşı karşıya getirilince, kıyasıya çarpıştırılınca ideoloji
itibarsızlaştırılır sanılır. Devrimci iddia zayıflar zannedilir. Bu yüzden
herşey, herkes düzen koruyuculuğuna programlanır. İktidar alternatifleri
palazlandırılan iç krizle uğraştırılır. Yani tekelci burjuvazi iktidar tekelini
böyle güdümler...
Bizzat okumaktan ve beğenmekten korkanlara dizilen siyasi
makalelerde adı geçen sistem, silik türdeşlerine evrilir. Ve sırf teslimiyeti
referans alan sistem, özellikle sosyalist modele evrilmeyi reddeder. Solun
iktidarını erteler. Bu uğurda demokrasiden kopuşu hızlandırır. Oysa karşı
devrim mevcut sistemi daha da bozar. Ortamın gerilmesinin kaçınılmaz sonucu
olarak devrimden uzaklaşılır. Yani avam kavram kargaşası maksimum kar
getirince, sistemin dönemsel gerçekliği hiç önemsemez...
Bu öngörüsüzlük neticesinde sistematik çöküş ivmelenir. Ve
mevcut sistem, masumiyeti alt etme hamleleriyle salt diktatoryaya hizmet eder.
Okumaktan ve beğenmekten korkanlar ile siyasi makaleler dizenler iyice ayrışır.
Yani...
SALTATOR ALDATI...
Son Ata, yas programları apaçık gösterdi yeni aldatmacayı.
Zaten demokrasiye hizmet etmeyen, toplum için üretmeyen parlamenterizm büyük
bir aldatmacadan ibaret. Şimdiki ibre ise Ata'yı anma haftasında okulları kapa,
camiileri aç plantavı. Yani Ata'yı anma...
Kumandası epey zayıflamış kapitalist tekel, İktidarı elinde
tutmak için sürekli aldatı peşinde. Ama dokunmatik düğmeler yıpranmış, pek
çalışmıyor. Çarpık düzen hala akla gelmez mekanizmalar kurarak ve suni
kurgulamalarla faşizan erke meşruiyet kazandırma derdinde. Tekeri patlak
iktidar, parlementarizm pratiği üzerinden değişik manevralar geliştirerek hatta
politik manzaraya uygun despotik operasyonlarla zaman kazanma hevesinde.
Elbette böylesi vahşi atmosferde aldatanlar ve aldananlar kaypak düzen partilerinde
konumlanır. Ve konjonktürel partiler kanalıyla topluma yüklenen görünüşte
ilerici hamleler alt seviyeden alıcı bulur. İşte bu ve benzeri omurgasız
yanılsamalar, olası her devrimi kesintiye uğratır. Yani Ata'yı unutma..
Benzer tip devletlerde demokrasi tuzağı sanal seçimlerle
oluşan parlemento ve tepegöz irade daima büyülenmişçesine büyük sermayeye
hizmet eder. Seçimler kesintisiz köhne iktidarın yaratıcısıdır ve bu nedenle
gereksizdir iddiası da muhalefetin önünü keser. Bu da toplumda ters manyel
etkisi başlatan bilimsel görüntülü aldatmacadır. Elbette devrim seçimli veya
seçimsiz, şartlar olgunlaştığında
kendiliğinden gerçekleşebilir. Bu nedenle solcuların, sosyalistlerin, sosyaldemokratların
veya devrimcilerin seçimlerden kazançlı çıkmasını engelleyen oy baskısı ve
seçim baskını programlanır. Çünkü oy hakkıyla büyük kazanımlar elde etme
olasılığı bilinir. Burada önemli olan parlamenter yapının sınıf mücadelesine
eğilimli hale gelmesidir. Aksi halde tek alternatifli seçim, sinsi seçim
taktikleriyle merkeze hizmet eder ve aldatı sürer gider. Yani Ata'yı sevme...
Son etapta Ata'yı karalayan baştan savma sloganlarla
güncellenen aşama, demokrasinin rafa kaldırılmasıdır. Başa gelecekler
öngörüldüğünden, seçim ertelenmesi veya yapılmaması için atraksiyonlar
geliştirilir. Gelişmiş demokrasi adına değişik toplum katmanlarının
kandırılmasına dönük şekilsiz yalanlar, anlamsız yasaklarla ilerler ara
demokrasi. Sonrası gizli özellikli ileri demokrasi ve antidemokratik baskıları
en büyük yanılsamadır. Toplumsal ilerlemeyi örneği görülmemiş biçimde gerileten
bu karşı devrimci odaklanma ve radikal tertipler salt devrimi engellemek
içindir. Yani Ata'yı silme...
Tepeleme aldatı formatıyla egemen sermayenin hizmetine
girenler, ilelebet reformlardan kaçışla programlanır. Tekelci burjuvazinin tek
amacı krizler artsın, savaşlar çoğalsın mantıksızlığıdır. Bu kapital düzenekte
oturup kalkıp devrim beklemek ise büyük yanılgıdır. Böylesine bilinçli
hazırlanmış çıkmazda çokuluslu sermaye diktatörlüğünü devam ettirir. Durum
zamanla öyle bir hal alır ki seçimle de olmaz, devrim de imkansız birikimi
devrimcilerin bile yüreğine işlenir. Sözde demokrasi kapsamında seçimler de gereksizdir
imajı ortalığa yayılır. Seçimler binbir dalavere punduna getirilir. Yani Ata'yı
putlaştırma...
Son saltator aldatı sağanağı, karanlık duvarlarda atarlanan
sonbaharı avladığında Ata'yı anma güncellendi. Ölümsüz zihinlerde saygısız
savlanmalar, tinsel sarsıntılar, dinsel bağlantılar, faşist bulaşı günleri ve
busbulanık silüetler kaosu. Karanlığa Ata'yı çizenlerin topu saltator. Tümü
aldatı. Sona yakın son aldatmaca. Yani Ata'yı unutturma...
FUTBOL BALLI GERÇEKLİK
Futbol eğer salt futbol olursa baldır, kaymaktır. Değil ise
futbal. Haliyle futbal bahsi, geri bırakılmış ülkelerde pahallı ve ballı
gerçekliktir. Son günlerde anlaşıldı ki kirli eller ve illegal bahislerle,
futbalın sistematik sportif çöküşü de gerçekleştirilmiş. Futbal artık salt
futbol değil...
On yıllardır futbal içine sızmış sızıntılar, bal tutan
parmağını yalar balansına tapan tipik yalakalar futbala kara elleri soktu.
Bunlar sayesinde kara para sisteme dahil edildi. Bunlar yüzünden temiz eller
operasyonu çok gecikti. Üstüne tuz biber bahis skandalı ekelendi. Futbal bir
kez daha lekelendi. Eğer bu hafta oynanacak iki derbi-büyük maç, ligin kaderini
etkileme bağlamında, mesleki dayanışma hırsına, aleni kurgu kumpaslara kurban
gitmezse belki arınma başlayabilir. Dört büyükler arasında uzun yıllardır
unutturulan eşit yarışmalı ezeli rekabet, şimdi de bireysel aklanma uğraşısına
ve yüzeysel arınmaya harcanmazsa futbal balından yenmez hale gelir...
Futbal anca sağlıklı ve estetik reklamı, hak yemeksizin
doğrucu propagandası yapılırsa zevk verir. Saha pratiği özgürse klasik heyecan
artar. Futbal böylece ayrıştırıcı değil bütünleştirici, sosyalleştirici ve
tamlayıcı kültürel bir olgu olarak kaynaşmaya ve kalkınmaya hizmet eder. Bu
nedenle bahis patlağıyla çalkalanan futbalın, bireysel ve toplumsal ilişkileri
düzenleyen kuralları ivedilikle gözden geçirilmeli. Özellikle kalite ve
performansı önceleyen, çağdaş toplumsal beklentilere yanıt verecek düzeyde kurumsallaşma
yeniden kotarılmalı. Futbalın sosyal hayatın gelişmesinde
aktif rolü ve nitelikli insan gücü oluşumuna destekçi yanı
güçlendirilmeli...
Bu gelişim elbette birilerinin gücüne gidecek. Özellikle
bahis olayını basite indirgeyenler, süzgeçten kurtulma hamleleri güdenler,
hakem ile hakim arasına sıkışan malum taraflar, masum taraftarları sindiren
takımcı amigolar, pisliği bilip geriye bakmaktan korkanlar üzülecek. Çünkü
havadan gücüne güç katamayacak. Ayrıca futbal kamuoyunun ballı çöreği yiyen
kim, kim en çok kayırıldı merkezli ikiye bölünüp keskinleşmesi de azalacak. Ve
belki de sportif geçerliliği muallak maçlar geriye dönük incelenecek. İrdelendikçe
daha da kirlenme önlenecek. Artık her ciddi hata futbalın doğasına aykırı
şekilde düşük bütçeli akla ve saf renkdaşlığa bağlanıp hafifletilemeyecek.
Ayrıca formalar arkasına sığınıp, hatta kokart yırtıp yasa dışı formatlı
sitelerde bahis yapanlar, önlerine arkalarına bunların reklamını alanlar
dışlanmadıkça, futbalda temizlik gerçekleşmez. Zaten peşin harcanan
sponsorluklarla ayakta kalanların ve bahis olayından nemalananların, bu nasıl
iştir hayretine düşmesi resmi kamuflaj. Yani topu kolay yoldan paracı. Toptancı
tüccar. Sırf kazanmak uğruna on yıllarca her yol mubah diyenler, gerçeklere göz
kapayanlar, kendisinin olmadığı bariz ortak haklara göz diken paparacılar bu
durumdan elbette en rahatsız olacak...
Olacak ama olacak o kadar babında yapı içinde yapı kurmuş,
yazılı görsel medyayı ele geçirmiş, gizli organizasyonlarla sosyal medyayı
tekeline almış algı profesyonelleri bu bahis bahsinden sırtını siyasi erke
yaslayarak, kurtulamamalı. Kirli ittifaklara girerek
başarı gelsin de nereden gelirse gelsin tavrıyla futbalı
yozlaştıranlar, bu yobaz çukuruna düşen düstursuzlar, etik deperlere uzak
operatörler, tek yanlı yönlendiriciler bu kez hüsrana uğratılmalı. Aksi halde
on yıllardır hezimete uğratılan futbaldaş milyonlara yazık olur. Kur artışıyla
zar zor ödenen yüz milyonlarca liralık bütçelere yazık olur...
Zaten on yıllardır iktidardan imtiyazlı takımların başarı
gelsin de nasıl gelirse gelsin düsturuyla kıyasıya mücadeleyi tek bir futbal
takımına endeksledikleri bariz gerçeklik. Biraz aklı olan, var olmayı anca
böyle başarabilen camialarla arınmanın zor olacağını bilir. Ancak futbal bu
mental bozuklukla asla ilerlemez, geriledikçe geriler. Öyleyse yapılacak iş çok
nettir, ilkin futbal kamuyona her fırsatta etik değerlerden bahsedenlerden,
ballı kaymak düzenekte erdemli olmaya çalışanlardan başlanmalı. Sonrası
bahisçiler. Malumun isyanı, gerçekler artık yürek acıtan seviyede ve hile hurda
artık kolay saklanamayacak durumda...
Evet futbal, futbol sadece futbol olursa ballı kaymak. Aksi
zehir zakkum. Bu nedenle bu hafta dört büyükleri buluşturan iki büyük-derbi
maçın skorları ve maç analizleri, bahis gerçeğinin gölgesinde, futbal
geleceğinin tasdikli tasviri olacak...
Futbal bu olacak o kadar ama bu kadarı da değil benzeri
bahaneler sıralamak sıradan kaçış. Bahse konu yavanlık üretme yarışıyla bahis
skandalından sıyrılmaya kalkışmak ise resmen futbal düşmanlığı. Zaman dostu
düşmanı bilmek zamanı...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.