NİSAN,
MEKÂN, İSYAN VE KIVANÇ...
Yıllardan
insan, aylardan Nisan. Günlerden şakacı Bir Nisan. Mekân, iki kıtayı birbirine
bağlayan kozmopolitan. Artı yeşil türbeli eski başkent ve El heykelli Ada.
Kuşbakışı ile malum kurgu. Görüntü hukuki ama apaçık bir Nisan şakası sanki.
Her sabahın köründe mutlaka yasal virüsle şoklanıyor memleket. Her yeni gün
mekanik siyaset mekanizmasının metazori dayattığı ortak kader, bildik keder.
Neyse ki hafta sonuna dek halftime verdi Milliler. Futbol faşizme karşı, yirmi
dört ayar nisyan. Şimdilik sessiz isyan. Sonrası mutlaka
sosyal
infilak, toplumsal başkaldırı yarın belki yarından da yakın...
Gel
de sevin şimdi. Gün geçtikçe çoluk çocuk, akraba talukat genişliyor siyasi
abluka. Yerel başkanlara vurulan paslı zincir birilerine saadet zinciri,
birilerine zillet zinciri. İktidar, zindan baskısından korkan çürük halkalarla
güçlenme telaşında. Ancak gerileme devri başında. Demokrasi bitmiş, vatan
zayıflamış umuru değil. Yargı böyle işlerse dev isyan çıkarmış takan yok. Bu
tabloda insanı yıkan, çirkin ihanet. İnsanlığı yıldıran resmen siyasi şeytanlık
üçgeni; sacayak politik bilinç kaybı, en baş savcı fobisi, lanettayin siyasi
dava lobisi...
Aylardan
Nisan. Onuru çiğnenen insan. Kupayı kulpundan yakaladı Milliler. Gel de
duygulanma ama kapalı kapu cennetmekan. Tebdilimekan tam cehennem. Kamu tamu,
tapu tekapu aklı sağaltan bir Nisan tesellisi. Şaka gibi günler. Hiç anlaşılır
gibi değil gözaltılar, tutuklanmalar, görevden el çektirmeler. Çekinmeden o
mahkeme bu duruşma mekik dokunan aylar. Linç kampanyaları, iddialar, iftiralar,
illaki nefrete dönüşecek anlar. Yapılanlar resmen eziyet artık mucizelere
endeksli adalet. Öylesine garip bir soyutlama ki bu eksik ciddiyet. Somut
gerçeklik ise asla yıkılmaz cumhuriyet. Mekân zaman düzleminde yeraltına
kayıtlanma iyi niyet. Çünkü gidişat berbat, düzeltmek gittikçe zor zanaat...
Aylardan
Nisan. April bolluk, bereket ve cömertlik ayı. Milliler bu kez ıskalamadı
kupayı. Şimde gel de umutlan katlandıkça zam, vurdukça zulüm tufanı. Ayrıyeten
aylardır yıllardır ayıp kayıp sarmalında yaşanan artık formaliteden sayılan
Nisan bir şakasından beter hukuki şakalar. Hakikaten dayanmak türbülans.
Direnmek dipsel sarsıntı, siyasal balans. Yoksulluk ve yoksunluk pik yaptıkça
bozulur denge, sert sallanır iki kıtayı birleştiren asma köprüler. Bu siyasi
ayarsızlığı anlamamak için iki ileri bir geri, hasdur mehteran tavrı...
Aylardan
Nisan, Mayıs derken gelir Haziran. Falan feşmekan kupa zirvesi geçici mekan.
Lakin insanlar susarken siyasi etik gözetilmeksizin beklenen ve ürkülen neyse o
olur. Oysa boşadır kanadı kuyruğu seçimlere sıkıştırılmış şeddeli
operasyonlarda ısrar. Siyasetik bitik, mekanik zalimlik tiran, merkezi çalkantı
butik. Katmerli kozmozu çıldırtan çarpılma, kalıplı politik hatalarla dibe
çakılma. Yarım akıl efelenmeler, kuş aklıyla debelenmeler normal siyaset
çekiciliğini kaybettiren şamata. Sanki bir Nisan şakası...
Aylardan
nisan. Mekân iki kıtayı ayrıştıran kozmopolit kozmopolitan. Derken yeşil
karmapolitan. Ada masum mesken. Malum meselelere politik menfez. Emsal teşkil
etmese de enteresan olan siyasetin yasal çerçeveli mekanik işleyişine futbol
darbesi. Niyedir salt dar çerçeveli konfor için imkân ve mekan talanı, koltuk
ve makam butlanı. Bu kadarı da olmaz derecesinde inkar ve imkânsızlık. Açılan
bu yaralar kolay kolay kapanmaz. Kabuk bağlamaz...
Bir
Nisan, şaka değil gerçek. Kıvançlandı binlerce mekan, milyonlarca insan. Bu
Milliler unutulmaz. El mahkum mekan kapanmadıkça nefesleri tüketen türdeş
baskılar faşizanca sürer. Süreç doğru tetkik edilmedikçe tehdit günden güne
artar. Bir Nisan Bir Mayıs derken zarar ziyan çoğalır. İstenen de sanki budur.
Sonra Milliler bir maç kazanır tarife değişir...
Aylardan
Nisan. On milyonlarca usanmış bıkmış insan. Milliler can, asık yüzleri
güldürdü. Halbuya eski kıtaları yüzleştiren kozmopolitan başta, başka
metropolisler ve Adakent ve de sıradakilere gelsin bir Nisan şakası. Şaka gibi
gerçekten, ipe hukuk sermiş sırf siyasi davalarla yatıyor kalkıyor insanlık.
Eğer siyaset bu ağır şakadan çıkamaz, poli-davalardan yakasını kurtaramaz ise
risk alan siyasetçi için çalar bronz çan. Tehlike çanları ne ilk ne son, şaka
değil gerçek. Aylardan bir Nisan ama dev aynalar şaka tutmaz...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.